Yeni Bir Öykü Kitabı: Hammurabi

Samipaşazade Sezai, Küçük Şeyler‘in girişinde, “Dünyada en küçük bir şey yoktur ki güzel yazılmak şartıyla önemli bir konu sayılmasın” der ve şöyle ekler: “Güneş sisteminin özelliklerini anlatmakla, mikroskobik bir böceğin kalbini incelemek edebiyatça denktir.” Ahmet Şimşek’in önce Kıbrıs’taki Işık Kitabevi, şimdi ise Vacilando Kitap tarafından yayımlanan Hammurabi‘sini okurken bu söz aklımın bir köşesindeydi. Öykülerini okudukça aklıma Ahmet Haşim, 23 Şubat 1923 tarihli mektubunda Rezzan Arif’e yazacağı hikayeler için verdiği şu nasihat geldi: “Yazıda en büyük kusur samimiyetsizliktir.” Ben de öykü yazımında en önemli noktanın samimiyet olduğunu düşünüyorum. Ahmet Şimşek’in öykülerini değerli kılan da bizi samimi olduğuna inandırması… Her öykü özünde temel aldığı bir duygunun etrafında dönüyor. Böylece okur, başka kitaplarda olduğu gibi yazarın anlatımının ağırlığının altında ezilmeden, hikayelerdeki karakterler ile sağlıklı bir duygudaşlık kurabiliyor. İnsan deneyiminin uçsuz bucaksız zengin alanlarını görmezden gelmeyen bir üslupla yazabilmek, bilhassa günümüzün genç yazarlarında pek rastlamadığım bir meziyet olmadığından Ahmet Şimşek’in öykülerini okurken yaşadığımız dünyanın yaşayabileceğimiz dünyadan daha küçük olduğunu hissettim. Samimiyet olmadan bu hissi okurda uyandırmanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Ahmet Şimşek’in samimi olduğunu anlamak için yalnızca öykülerini okumaya da gerek yok. Geçen yaptığımız röportajda bu kitabın kitabevine ulaşım sürecini şöyle anlatmıştı: Hammurabi‘yi kimse basmak istemedi. Baktım olacağı yok,  dosyam elimde kaldı, geçtiğimiz Aralık’ta A4’e çıktı aldım hikayeleri, tezgâha serip 15 liradan sattım. İşe yaradı!”

Ahmet Şimşek, hikayelerini, hikayelerinde karakterlerini ve bu karakterlerin duygularını paylaşmaktan çekinmeyen, utanmayan, hikayeleri için mücadele veren bir yazar… Belki de öykülerdeki ince işçiliğin sebebi de bu mücadeledir, kim bilir? Herkese tanıdık gelecek küçük objelerden, mekanlardan, anılardan, ufak başlangıçlardan kurulan hikayeler sanki bir David Cronenberg filminin parçasıymış gibi birleşiyor. Böylece öykülerin ürettiği nostalji hissi tuhaf bir tekinsizlik hissiyle dengelenmiş oluyor. Her ne kadar sanki bir gerilim romanını ele alıyormuşum gibi dursam da aslında hikayelerin iç temposunun ne kadar ritmine sadık olduğunu anlatmak istiyor, bunu bir başarı olarak görüyorum. Çünkü nostaljiye öykünen, eğilen herkesi, belki de biraz haddimi aşarak, birer ölü sevici olarak görüyorum. Fakat Hammurabi‘deki öyküler nostaljinin tuzağına düşmüyor. Hortlayan nahoş anılarda aranan bir teselli yok. Yalnızca yazarı yazmaya iten duyguyu hissediyorsunuz.

Son öykünün de sonuna geldiğimde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Aydaki Kadın romanının Selim’i gibi hissettim. Selim uykudan uyanışını şöyle anlatıyordu: “Uyandım. Uyanıyorum. Zihnin oyunu bitti. Şimdi kendi kapımdayım. Biraz sonra içeriye, oradan dünyaya gireceğim.”

Kitaba nasıl ulaşabiliriz? Hammurabi, Işık Kitabevi’nde, ada geneli kitapçılarda ve Türkiye’de satışta. Kıbrıs’ta yaşamayan okurlarımız kitabı bu linkten satın alabilir. Kitap, Türkiye’de şuan önsatışta, siparişinizi aşağıda paylaşmış olduğum kanallar aracılığıyla oluşturabilirsiniz.

Kitabı Eganba, Kitap Koala, Babil, Bkm Kitap, D&R ya da İdefix gibi online kitap alışverişi yapabileceğiniz kanallardan satın alabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s