What Would Sophia Loren Do?

Sophia Loren’i nasıl anlatmak gerekir? İtalyan Sineması’nın değerli bir sanatçısı ol­duğunu bir kez daha yinele­meye elbette gerek yok. Öyleyse, ismini sinemanın unutulmaz oyuncuları arasına yazdırmış olan, kariyeri başarılarla dolu olan bir kadının hayatı nasıl anlatılabilir? Netflix’de yayınlanan Ross Kaufmann’ın 32 dakikalık kısa filminin bu soruya bir cevap bulduğunu gönül rahatlığıyla iddia edebilirim. Bazı anlarda, bir düşünürün, bir sanatçının, daha sarih olmak gerekirse, bir yazarın, bir şarkıcının veya bir oyuncunun hayatımızda ne denli büyük bir etkiye sahip olduğunu fark ederiz. Bu his herhangi bir anda bizi bulabilir. Sevdiğimiz bir insanı kaybettiğimizde, yemek yaparken ya da bir filmi izlerken… Hiç farketmez. What Would Sophia Loren Do?’yu izlerken hiç beklemediğim bu hisle karşılaştım ve Boğaziçi Üniversitesi’nin öğrencilerinin haklı protestoları etrafında her gün derinleşen hâl-i pür melâlinden sıyrılıp dikkatimi biraz olsun toparlayabilmek için bu kısa film hakkındaki düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim. Çünkü What Would Sophia Loren Do?, ‘sinema’ ve ‘tiyatro’ arasındaki ayrımlardan biri olan ‘yıldız’ ve ‘kahraman’ ayrımına dair belki de bizim sayfalarca anlatarak bittiğini kanıtlayabileceğimiz bir ayrımın sonunu ufak bir anlatıya sığdırmayı başarıyor ve A. Hamit Akınlı’nın “şuursuz bir yalan üzerine” kurulduğunu iddia ettiği film yıldızlığının aslında şuursuz bir yalandan ibaret olmadığını, gerçek bir hayat deneyimiyle kanıtlıyor.

Bu belgeselde iki kadının hikayesini izliyoruz. İlk tanıştığımız, Vincenza “Nancy” Kulik, 82 yaşında, İtalyan kökenli bir New Jerseyli… Ulusal mirasına ve sinemaya, bilhassa Sophia Loren’in filmlerine, bu filmlerin kendi kültürünü temsil etmesinden ötürü sıkı sıkıya bağlı. İkinci kadın ise Sophia Loren… Nancy, Loren’e büyük bir sevgi ve saygı duyuyor, hatta güçlü bir kadın olmak için ona minnettar olduğunu söylesem abartmış olmam diye düşünüyorum. Bu minnet duygusunu da hayatındaki dönüm noktalarını ve bu dönüm noktalarında Sophia Loren’in canlandırdığı karakterlerin etkisini bizimle paylaşarak gösteriyor. Two Women, Marriage, Italian Style ve Yesterday, Today, and Tomorrow filmlerinden bazı sahneleri yorumlayarak, bu filmlerde Loren’in canlandırdığı kadınlardan ilham alarak kendi karakterini ve anneliğini şekillendirdiğini söylüyor. Bunun izleyiciye paralel bir kurgu içinde verilmesi belgeselin anlatımını güçlü kılıyor. Nancy’nin bilhassa oğlu Dominic’i kaybettikten sonra Loren’in filmlerinde bulduğu gücü ve teselliyi anlattığı sahnenin izleyiciyi derinden etkileyeceğinden ve hayatlarını etkileyen isimler üstüne düşünmelerine yol açacağından eminim. Nancy, ihtiyaç duyduğu, belki de aradığı ama bulamadığı bir gücü, temsiliyeti Sophia Loren’in yarattığı imgelerde buluyor. Öyle ki, çocukları herhangi bir işte zorlandığında “Sophia sana yardım eder” bile diyerek onu yalnızca perdedeki bir yüz olmaktan çıkarıp ailenin bir üyesi, parçası haline getiriyor.

Bunun yanı sıra, Sophia Loren’in filmden filme değişen karakterleri film yıldızının tek bir tip üzerine kurulduğu algısını alaşağı ediyor. Tıpkı tiyatro aktörünün sahnede, bugün Kral Lear, yarın Hamlet, öbür gün Othello olduğu gibi film yıldızının da her filmde başka bir karaktere ve hayata bürünebileceğini, yani film yıldızının da seyircisinin karşısı­na başka bir elbise, başka bir ruh ve başka bir sesle çıkabileceğini kanıtlıyor. Nancy, Loren’in büründüğü karakterlerden aldığı ilhamı cümlelere dönmekte hiç zorlanmadığından, hangi karakterde ne bulduğunu, nasıl ilham aldığını, bu ilhamın hayatında neleri değiştirdiğini anlayabiliyoruz. Çok şahsi bir anlatının bu konulara bile bir kapı arabiliyor oluşunu ilham verici buluyorum. Jouvet’nin “Sinema­da muhteşem bir suret olan yıldızdır; tiyatroda ise bu, aktörün değil yalnız kah­ramanın hakkıdır” sözlerini artık gönül rahatlığıyla bir kenara bırakıp hayatımıza dokunan film yıldızlarının icra ettikleri işin ne kadar değerli olduğunu konuşabileceğimizi düşünüyorum.

What Would Sophia Loren Do?, beyazperdede gördüklerimizin hayatımızı nasıl etkilediğini kanıtlamakla kalmıyor, bunun yanı sıra rol model olan film yıldızlarının hayatlarımıza nasıl dokunabileceklerini ve hayatlarımızı nasıl değiştirebileceklerini göstererek eğlence sektörünün yalnızca eleştirilmesi gereken bir çöplükten ibaret olmadığına dair bir söylem de yaratıyor. Bu yüzden, Nancy’nin Sophia Loren ile tanıştığında ona “Bizim kız” diye seslenmesi ve sonrasında “Birbirimizi tanıyormuşuz gibi geliyor” demesi, oyuncular, oyuncuların karakterleri ve seyirci arasında kurulan güçlü bağın bir kanıtı değilse nedir, demekten kendimi alamıyorum. Artık yalnız Sophia Loren’e duyduğum sevginin ve hayranlığın sebebini değil, annemin Farrah Fawcett’e duyduğu sevginin ve hayranlığın sebebini de daha iyi anlıyorum. Filmin eleştirebileceğim tek yanı ise oldukça kısa bir belgesel olması… Peki, bu ne anlama geliyor? 32 dakikada Sophia Loren’in bir insanın hayatını nasıl etkileyebileceğini ve değiştirebileceğini anlatmak elbette mümkün ama bu anlatım, her ne kadar başarılı da olsa, ağza bir parmak bal sürmekten öteye geçmediği hissini yaratıyor. Henüz belki erken ama Sophia Loren’in hayatına dair daha kapsamlı bir belgeselin yapılmasının vaktinin gelmiş olduğunu düşünüyorum. Umarım yakın zamanda daha kapsamlı bir belgesel ya da film projesinin haberini alırız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s