Dolmabahçe Cami ve Deniz Müzesi: İki Abidenin Ortak Geçmişi

İlk ismi Müzehane olan bu müessese, Kasımpaşa’da Camialtı mevkiinde ve Kasımpaşa’dan Tersane yönüne giderken deniz tarafında, kuruluş yılında var olan eski kadırga gözleri ile yol arasında bulunan Mayın Müfreze Komutanlığına ait binada, zamanın sultanı II. Abdülhamid’in 21. tahta çıkış yıldönümüne rastlayan 31 Ağustos 1897 tarihinde teşhire açılmıştır.1 Açılış, bu anlamlı güne bilhassa denk getirilmiş olabilir. Deniz Müzesi, Tophane müşiri Fethi Ahmet Paşa’nın 1864 tarihinde tesis ettirdiği Müzehane-i Hümayun’dan sonra kurulan ikinci ve askeri müzelerin ilki olarak ayrı bir önem taşımaktadır.2 Bu yüzden dönemin basılı yayınında kendisinden söz ettirmiştir. 1917 senesinde Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın emriyle müze amiri olarak tayin edilen Yüzbaşı Ali Sami (Boyar) müze için envanter çalışması yapmış ve kısıtlı sayıda da olsa kitap hazırlatmıştır.3 Müze, mayın deposuna duyulan ihtiyaç sebebiyle 1933 yılında buradan taşınarak, yine tersane sınırları içinde yer alan, o zamanın nakkaşhane binasında hizmetine devam etmiştir.4 Bu yer değiştirmeler bir süre daha müzenin kaderi olacaktır. 1934’ten sonra müzenin adı “Deniz Müzesi” olmuş,5 II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla, 1939 yılının son aylarında, Deniz Müzesi’nin İstanbul’dan Anadolu’ya taşınması kararlaştırılmış, envanter dağıtılarak çok değerli altın, gümüş eşya ile tarihi sancaklar Ankara’da Sarıkışla binasına, ikinci derecede değerli olan eşya Niğde’de eski bir bazilikaya, üçüncü derecede değerli olan eşya Seymen’in Bahçecik semtindeki Amerikan okuluna, arşiv defterleri Bozhöyük’e taşınmış; toplar tersane içinde toprağa gömülmüş, Yalıköşkü kayıkhanesinden taşınan kadırga, saltanat kayıkları ile çok ağır mermer kitabeler ve taşlar tersanedeki kardırga gözleri içinde bırakılmıştır.6

II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden ardından dağılmış olan eserler yeniden toplatılarak 1946 yılında Kasımpaşa’daki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’na (eski Divanhane) getirtilmiştir.7 Bu tarihten itibaren Deniz Müzesi’nin kalıcı yerinin neresi olacağıyla ilgili hararetli tartışmalar başlamış, bu tartışmalara devlet erkanından gazetecilere kadar birçok yurttaş katılmıştır. 1948 yılından itibaren Dolmabahçe Cami dönemin İstanbul Valisi Dr. Lütfi Kırdar’ın da önerisiyle Deniz Müzesi’ne (27 Eylül 1948’den itibaren Deniz Müzesi ve Arşivi Müdürlüğü ismini almıştır) ev sahipliği yapmış, içindeki eserler halkın bu eserleri yakından görebilmesi için teşhire açılmıştır.8 Bu tarih Dolmabahçe Cami ve Deniz Müzesi’nin kaderinin kesiştiği tarihtir. Haluk Şehsuvaroğlu müzeyi ve müzedeki eserleri tertip ve tanzim etme işini dönemin gazetelerinde yayımlanan haberlere göre başarıyla yerine getirmiştir. İlgililer Cemaleddin Bildik’in “Deniz Müzesi Yarın Törenle Açılıyor” başlıklı gazete haberini inceleyebilirler. Bu haberde Deniz Müzesi’nin Dolmabahçe Cami’ne yerleştirilmesi bir sorun teşkil etmiş gibi görünmese de ilerleyen bölümlerde değineceğim kaynaklarda görüleceği üzerine 1961’de şimdiki yerine gelinceye kadar dört kez yer değiştiren Deniz Müzesi’nin nihai yerinin neresi olacağı hep bir sorun teşkil etmiştir. Zira İstanbul’un bilhassa muhafazakar kesimi tarihi bir ibadethanenin amacı dışında, müze olarak kullanılmasından hoşnut değildir. Dahası Çırağan Sarayı’nın da akıbeti belirsizdir ve bazı kesimler Çırağan Sarayı’nın, Dolmabahçe Cami’ne nazaran daha uygun bir ev sahibi olacağını düşünmektedir.

İçtimai hayatın manevi cihetinin bir tezahürü olan mabetlerin ve tarihi tecrübelerin hatırlatıcısı eserlerin tarihsel serüvenlerinde farklı amaçlar doğrultusunda da kullanıldıkları olmuştur. Bu mabetler düşünüldüğünde akla gelen ilk eserlerden biri de Dolmabahçe Cami’dir. 1946 yılında alınan ve 1947’de onaylanan bir Bakanlar Kurulu kararı9 ile Deniz Müzesi haline getirilen Dolmabahçe Cami’nden Deniz Müzesi’nin başka bir yere taşınılacağına dair çeşitli haberler 1962’ye kadar gündemi meşgul etmiştir.10 1946 yılında harabe halinde alınan cami elden geçirilmiş, çürümüş döşemelerinden tavanına kadar Deniz Müzesi için kullanılacak hale getirilmiştir: “Harap Dolmabahçe Camii’nde bir müze kurmanın güçlüklerini müdür seneler sonra hala hissetmektedir. Evvela yapılan keşif için para bulunamamış, akan damlar, çürümüş döşemeler, arkadaş gemi kumandalarının hatır kırmayan mevki amirlerinin yardımlarıyla ve asker marangozlarla pek az bir para ile yaptırılmıştı”.11 

Müzenin binaları etrafında dönen tartışmalar dönemin yazılı basınında sıkça görülür. Feridun Fazıl Tülbentçi, H. Suphi Tanrıöver, Haluk Y. Şehsuvaroğlu, Kadircan Kaflı ve Kenan Harun isimler akla ilk gelen isimlerdir. Bu tartışmada Dolmabahçe Cami’nin Deniz Müzesi olarak kullanılamayacağı görüşünü en radikal biçimde savunan Kadircan Kaflı’nın görüşlerine ilerleyen satırlarda yer verilecektir. Reşad Ekrem Koçu’da12 tartışmalara şöyle bir katkıda bulunmuştur: “Halen Deniz Müzemiz, Dolmabahçe Cami şerifinin içindedir. Deniz kenarındadır ve cemaati de yoktur diye, ne kadar büyük olsa, cami içinde deniz müzesi kurulmaz, kurduk dersek kendimizi aldatırız, bu hâle yersizlik karşısında sığınmak derler.” 1951 senesinde Çırağan Sarayı’nın tamir edilerek Deniz Müzesi haline getirileceği söylentileri çıkmış, hatta bu tamir için Milli Savunma Bakanlığı’na devredilecek sarayın tamirine yaklaşık bir milyon lira sarf edileceği söylenmiştir.13 Bilhassa Manisa bağımsız Milletvekili Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından desteklenen bu plan asla gerçekleşmemiş,14 Çırağan Sarayı bir rant projesi halini almıştır. Müzenin yeri konusunda bir mutabakat sağlanamamış olsa da dönemin yazarlarının hem fikir oldukları konu Dolmabahçe Cami’nin ibadethane statüsüne geri dönmesi gerektiğidir. Haluk Özdeniz15 1960 yılından itibaren Deniz Müzesi’nin yeriyle ilgili ortaya çıkan yeni sorunu şöyle açıklamaktadır: “1960 yılında Yassıada mahkemeleri sebebiyle, müzede bir oda içinde kurulan haberleşme bürosu, zamanla genişleyince, Müze fonksiyonunu yapamaz hale geldi ve teşhire kapatıldı.” Böylece Deniz Müzesi için yine bir taşınma ihtiyacı doğmuştur.

18 Ocak 1961 tarihli Tercüman Gazetesi’ndeki “Merhaba” adlı köşesinde Deniz Müzesi’nin eserlerinin Dolmabahçe Cami’ne kaldırılış sürecini Kadircan Kaflı şöyle anlatır: “Bu hatıralar önce Haliç’de, hangarı andıran bir binada idi, sonra Dolmabahçe Cami’nin yanında çirkin bir binaya taşınmış, orası yıkılınca camiye konmuştu.”16 Kadircan Kaflı, bu köşe yazısında putları andıran hayvan heykellerinin caminin kubbesinin altında durmasından ve caminin amacı dışında kullanılmasından duyulan kamu rahatsızlığını gündeme getirir.17 Önerdiği çözüm önerisi ise Barbaros Hayreddin Paşa’nın türbesinin karşısında ve Barbaros Heykeli’nin hemen yanında yer alan eski Vergi Dairesi’nin tadilat edilerek Deniz Müzesi’ne dönüştürülmesidir.18 Köşe yazısının sonunda ise bu teklifinin gerçekleşeceğini okurlarıyla paylaşır: “Haber verildiğine göre Beşiktaş’taki Maliye binasında bazı değişiklikler ve ilâve bir bölüm yapılacak. Deniz Müzesi Dolmabahçe Caminden oraya taşınacaktır”.19

Milli Birlik Komitesi Başkanlığı’nca verilen emir üzerine, Beşiktaş Vergi Dairesi’nin mülkiyetinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığına verilmesi ve İnkılap Hükümeti’nin (1960 darbesi sonrası askeri yönetim) kararıyla Deniz Müzesi’nin Dolmabahçe Cami’nden buraya taşınmasıyla Deniz Müzesi nihai yerine kavuşmuştur.20 Deniz Müzesi’nin tarihsel serüveni bundan sonra da devam etmiş, Haluk Özdeniz’in aktardığına göre21, ek binaların yapılması, İstanbul Belediyesi tarafından temizlik işleri ambarı olarak kullanılan bir binanın kamulaşması, ek bir kısmın inşasıyla Deniz Müzesi büyümeye devam etmiştir.

«Medeniyetler yaratan milletimizin insanlık âlemi içinde yeniden ve kısa zamanda hakiki yerini alacağı, yalnız bu Deniz Müzesini gezip giirmekle de anlaşılabilir. Kahramanlık tarihimizin muhteşem tablolarına, deniz iktisadiyatımızın hâkimiyeti azmimizi bu mutlu günde ilâve ediyoruz. Müzeyi gezip, görenler, Türk denizciliğiyle «dünya övünsün!» inancını duyacaklardır.»

1 Temmuz 1962 — Vali Niyazi Akı

1897 yılında Kasımpaşa’da kurulan ve kuruluş yılından itibaren dört kez yer değiştirmiş olan Deniz Müzesi, bugün Beşiktaş sahilindeki binasında ikamet etmektedir ve halkın ziyaretine açıktır. Bir dönem Deniz Müzesi’ne ev sahipliği yapan Dolmabahçe Cami ise ibadethane ve Beyoğlu Müftülüğü olarak hizmet vermektedir. 1897’den günümüze çeşitli restorasyon çalışmalarıyla bu iki abide de muhafaza edilen eserler günümüze kadar yaşatılmış, Müze için yeni teşhir alanları yapılmış, bahçesi ve diğer sosyal alanları ziyaretçilerin daha iyi bir deneyim geçirmeleri için düzenlenmiştir. Tıpkı Deniz Müzesi gibi Dolmabahçe Cami de ihya edilerek halkın kullanımına kazandırılmış, 1948’deki âtıl halinden eser kalmamıştır. Deniz Müzesi’nin kendine özel bir binada yer bulması, Dolmabahçe Cami’nin ise ibadethane (camii) statüsüne geri dönüşüyle birlikte uzun bir dönem basını meşgul eden hararetli tartışmalar da son bulmuştur. Günümüzde Deniz Müzesi’nin bu ortak geçmişine dair iki fiziksel bir tanıklık (iz) kalmamış olsa da dönemin (1948-1961 yılları) gazeteleri, dergileri, fotoğraf albümleri, tarih kitapları ve devlet arşivinden bu iki abidenin ortak geçmişinin takibi mümkündür. 

  • 1. Özdeniz, Haluk. (1978). İstanbul Deniz Müzesi. İstanbul: Ak Yayınları, s.7.
  • 2. Tülbentçi, Feridun Fazıl. (1951, Nisan 25). “Deniz Müzesi ve Türk Denizciliği”, Vatan Gazetesi, s. 3.
  • 3. Özdeniz, Haluk. (1978). İstanbul Deniz Müzesi. İstanbul: Ak Yayınları, s.7.
  • 4. Tülbentçi, Feridun Fazıl. (1951, Nisan 25). “Deniz Müzesi ve Türk Denizciliği”, Vatan Gazetesi, s. 3.
  • 5. Özdeniz, Haluk. (1978). İstanbul Deniz Müzesi. İstanbul: Ak Yayınları, s.7.
  • 6. Ibid., s. 8.
  • 7. Tülbentçi, Feridun Fazıl. (1951, Nisan 25). “Deniz Müzesi ve Türk Denizciliği”, Vatan Gazetesi, s. 3.
  • 8. Özdeniz, Haluk. (1978). İstanbul Deniz Müzesi. İstanbul: Ak Yayınları, s.8.
  • 9. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi [BCA], 1947: 113 21 4. 
  • 10. Harun, Kenan. (1951, Ocak 8). “Deniz Müzesi Başka Binaya Nakletmiyor”, Vatan Gazetesi, s. 3.
  • 11. Şehsuvaroğlu, Haluk Y. (1959, Kasım 9). “Tarihçi Gözü ile Deniz Müzemiz”, Cumhuriyet, s. 4. 
  • 12. Koçu, Reşad Ekrem. (1960). Topkapu Sarayı İçinde Geçen Vak’alar, Eski Saray Hayatı ve        Teşkilatı ile Beraber Adım Adım, Köşe Köşe. İstanbul: Neşriyat Kolektif, s. 226.
  • 13. Tülbentçi, Feridun Fazıl. (1951, Nisan 25). “Deniz Müzesi ve Türk Denizciliği”, Vatan Gazetesi, s. 3.
  • 14. Şehsuvaroğlu, Haluk Y. (1959, Kasım 9). “Tarihçi Gözü ile Deniz Müzemiz”, Cumhuriyet, s. 4. 
  • 15. Özdeniz, Haluk. (1978). İstanbul Deniz Müzesi. İstanbul: Ak Yayınları, s.8.
  • 16. Kaflı, Kadircan. (1961, Ocak 18). “Dolmabahçe Camii ve Deniz Müzesi”, Tercüman, s. 4.
  • 17. Ibid.
  • 18. Ibid.
  • 19. Özdeniz, Haluk. (1978). İstanbul Deniz Müzesi. İstanbul: Ak Yayınları, s.9.
  • 20. Ibid.
  • 21. Ibid.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s