Melih Cevdet Anday’ın Yeditepe Anketi

1 Eylül 1951 tarihli Yeditepe Edebiyat ve Sanat Gazetesi‘nin 4. sayısından bir anketi okurlarım ile paylaşmak istedim. Bu ankette Yeditepe genç yazarlara şu soruları sormuş:

  1. Yazı hayatına nasıl başladınız? Bu sizin için kolay mı, güç mü oldu? Nerede ve ne vakit? sizi ilk teşvik eden kimdir?
  2. İlk telif ücretini nereden aldınız? Ne kadar? Kaleminiz sizi geçindirebiliyor mu? İkinci veya esas mesleğiniz hangisidir?
  3. Sizi tanıtan ilk eseriniz hangisidir? Hangi eserinizi şahsiyetinizi belirtmesi bakımından kayda değer bulursunuz?

Bu yazıda yalnızca Melih Cevdet Anday’ın verdiği cevabı sizinle paylaşmak istiyorum:

I. Galiba ilk şiirim, Ankara Lisesi’nde öğrenci iken, okul dergisinde çıktı. Ankara Lisesi’ne Kadıköy Ortaokulu’ndan gitmiştim. Daha ortaokulda iken şiir yazardım. Ama şimdi hiçbirini hatırlamıyorum. Ankara Lisesi’nin okul dergisinde çıkan şiirin adı, yanılmıyorsam “Asfalt“tı. Serbest vezninle yazılmıştır. Şiir yazmaya kimsenin teşvikiyle başlamadım Yukarıda bahsettiğim dergi adı “Sesimiz“dir. Toplantısında Orhan Veli ile, Oktay Rifat ile tanıştım. O zaman Orhan “nesir” yazardı. Arkadaşlığımız oradan başlamıştır.

II. İlk telif hakkını hangi dergiden, hangi gazeteden aldığımı da, doğrusu şimdi hatırlamıyorum. Ama uzun zaman parasız yazdım. Bir yazı karşılığında para almanın beni müthiş sevindireceğini düşünürdüm. Şimdi söyleyebileceğim, ilk telif hakkını aldığım zaman o derece, o derece değil, hiç sevinmediğimdir. Demek ki yazı işinde epeyce kaşarlandıktan sonra oldu bu iş. Hiç şüphe etmeyin, yazarın kalemi ile geçinmesi gerektiğine inanıyorum. Hani “sen çalış hayatını kazan… sonra da istersen zevk için yazı yaz” nasihatinin bütün yetişenleri, bütün sanat yolcularını daha ilk başta bozduğuna, onlarda sanatın, yazının bir eğlence, bir lüks olduğu kanaatini uyandırdığına kaniim. Bu durum neyi gösterir? Bu durum bizde sanatın, yazının, yani gerçek sanatın, gerçek yazının asıl alıcısı ile karşı karşıya gelmediğini, alıcı ile satıcının birbirini bulamadığını gösterir. Belki bizim sanatımızın zavallılığı da burada. Yazar, sanatkar alıcısını aramalı, bulmalı. Ancak o zaman ekmeğini de, geleceğini de, şanını da, şerefini de kazanabilir.

III. Uzun zaman tanıdığımına inanamadım ki size bir yazımın adını söyleyeyim. Uzun zaman, dedim. Şimdi tanıyor muyum? Hiç sanmam. Bizdeki edebiyat, sanat dergilerinin belli okuyucu sayısı arasında belki adım bilinir, buna bilinmek, tanınmak denirse… Beni tanımak için şu yazımı okuyun diyemeyeceğim. Merak eden bulunursa hepsini okumalı. Nereden kalkıp nereye gittiğimi görmeli. Sanatkar durmaz, değişir. Onu tanımak demek bence, değişme seyri içinde göz önüne almak demektir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s