Mabeyn Başkatibi Halid Ziya Bey’in Hatıraları

Hatıra kitaplarına dair yazdığım birkaç makale münasebetiyle birçok mektup almış bulunuyorum. Aziz okuyucularım bu neviden olan diğer eserler üzerinde de durmamı istiyorlar. Arzularını memnuniyetle yerine getireceğim, aynı sütunda üç beş makale daha yazacağım. Bugün Halid Ziya Uşaklıgil’in hatıralarından bahsetmek istiyorum. Büyük Türk Edibi Halid Ziya merhum, Sultan Reşad’ın cülusunu müteakip Şurayı Devlet Reisi Raif Paşa’nın tavsiyesi üzerine 27 Nisan 1909’da Mabeyn Başkatipliğine tayin edilmiştir. Bu vazifede dört yıldan fazla kaldıktan sonra İttihad ve Terakki Fırkasına dayanan Sait Paşa kabinesinin istifası ile iktidara gelen Gazi Ahmet Muhtar Paşa hükümeti tarafından 26 Temmuz 1913’de memuriyetine nihayet verilmiştir.

Rahmetli üstad, hatıralarını ≪Saray ve Ötesi≫ adını verdiği eserde toplamıştır. 1942 yılında da kitap halinde basılmıştır. Üç cilttir. Müellif, hadiseleri ne bir politikacı ve ne de bir idare adamı olarak görmüştür. Hangi hadise hangi tarihte cereyan etmiştir? Bu malum olmadığı gibi bir teselsül de yoktur. Çok yıllar sonra hatırlayabildiklerini vesikalara müracaat lüzumu duymadan kaleme almıştır. Bu bakımdan o devri yazacak müverrihler için bir müracaat vazifesini göremez. Fakat şunu hemen ilave etmeliyiz ki, bu kadar sürükleyici ve tertemiz bir üslupla yazılan başka bir hatıra kitabı göstermek mümkün değildir. Halid Ziya Bey, zengin muhayyilesini de işleterek bize zevkle, heyecanla ve merakla okuyacağımız bir eser vücuda getirmiştir. Sanatkar ruhunun tezahürlerini hemen her fasılda görmek mümkündür. Diğer politika adamları gibi kendisini müdafaa mecburiyetin duymamış, bir çok hadiselerde tamamen bitaraf kalmış ve İttihad ve Terakki Fırkasına olan merbutiyetini gizlememiştir. ≪Saray ve Ötesi≫nde büyük üstadın sihirli kalemi, son devrin ricalinin portrelerini ne güzel çizmiştir ve eserin en muvaffak tarafı da budur. Nazım Paşa, Mahmut Şevket Paşa, Sait Paşa, Talat Bey ve Gazi Ahmet Muhtar Paşa’yı onun kaleminden okumak kadar zevkli bir şey yoktur. Mahlu hakan İkinci Abdülhamid ile Selanik’te karşılaşması fevkalade enteresandır. Rumeli seyahatine çıkan Sultan Reşad, 7 Haziran 1911’de Selanik’e muvasalat etmiş ve Alatini Köşkü’nde bulunan Abdülhamid’e selamı şahaneyi tebliğ eylemek üzere Başkatip Halid Ziya Bey’le İkinci Ordu Müfettişi Hadi Paşa’yı göndermişti. Halit Ziya Bey mahluk hakanı şu satırlarla tasvir ediyor:

≪Bir yandan onu dinliyor, bir yandan da artık pek yakından görmek nasip olan şahsını, kıyafetini, halini tetkike vakit buluyordum. O hiç zannettiğim şekilde değildi. Ben kendisini çirkince, esmerce, gayet çukur siyah gözlü farz ederdim, hiç öyle değildi. Çirkin olmaktan ziyade güzelliğe yakın bir çehresi ve beyaz, belki de pembe bir teni vardı. Gözlerinin rengini tavsif edebilmek için çakır diyeceğim, koyu mavi ile açık terse mahlutundan mürekkep bir renk. Yalnız bunların çukurluğunda aldanmamıştım, galiba evlerinin geniş bir daire resmetmesinden ileri gelmiş olacak, hadden aşırı çok olmak tesirini yapıyordu. Öyle ki nazarı derinlerden, sanki esrar ve hafaya ile dolu bir kuyudan geliyor gibi idi. Onun içindir ki güzel olan bu gözlerin manasında üşüten, ihtimal hakkında evvelden hasıl olma fikirlerin tesiri ile ürperten bir şeyler vardı. Bunu tahlil etmek pek mümkün değildi. Her halde onun gözlerine uzun müddet bakmaktan kaçınan bir hisle kıyafetini tetkik ettim.≫

≪Saray ve Ötesi≫nde buna benzer tasvirler pek çoktur. Yarınki makalemizde aynı eser üzerinde başka zaviyelerden duracağız.

Feridun Fazıl Tülbentçi, 1950-12-06, Vatan Gazetesi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s