Ankara Postası

Avrupa’da sinemacılık son seneler zarfında güzel sanatların bir şubesi haline gelmiştir. Makineyi, elektriği, resmi, raksı, mimariyi, şiiri ve musikiyi tam bir kül halinde nefsinde toplayan sinema, tiyatrocuların bütün hücumlarına, inkarlarına rağmen tiyatronun yanında kendine şerefli bir yer ayırtmaya muvaffak olmuştur. Bugün sahnede yapılması imkanı olmayan harikuladeliklerin, aklı ve mantısı şaşırtan garibelerin, küçük bir objektif ve onun muazzam teferruatıyla başarıldığını görüyoruz. Eğer sesli filimler rağbet bulursa sinemanın bu eksik tarafı da doldurulacaktır. Acaba filme ses ilavesi halkın zevki ve itiyadı üzerinde nasıl bir tesir yapacak? Sinema bugüne kadar muhafaza ettiği rağbeti kaybedecek mi? Filim atölyeleri çalıştırdıkları aktörleri hangi lisanda oynamaya icbar edecek? Filimler satıldıkları memleketlerin lisanlarıyla mı çevrilecek, yoksa her stüdyo kendi mensup olduğu memleket hesabına mı çalışacak? Bütün bu suallerin cevabını zaman verecektir. Dünya üstünde sinema; müsbet sahada bütün içtimai şubelere yardımını uzatmış; bazı milletlerin iktisadiyatında mühim faydalar temin etmiştir.

Buna mukabil alıcı ve seyredici vaziyetinde olan Türkiye, sinemadan maddi hiçbir menfaat temin edememiş, bilakis her sene Garba avuç dolusu para çıkarmıştır.

Tiyatro sinemanın kuvvetli rekabeti karşısında şerefli mevkiini muhafaza edebilecek mi, edemeyecek mi? Bugünkü hakikat maalesef insanı sinemanın lehinde not vermeye mecbur ediyor. Bütün Avrupa şehirlerindeki büyük tiyatro sanatkarları sinemanın paralı cazibesine kapılarak kulisten stüdyoların gözleri kamaştıran paklarına, projektörlerine koşuyorlar; sahneler boşalıyor, buna mukabil stüdyolar doluyor. Dünyanın başka yerlerinde hocalığa, mürebbiliğe kadar vazife alan, halka, çiftçiye, ameleye hars rehberliği eden sinema bizden henüz yabancı unsur gibi çıktığı toprağın ruhunu, kokusunu neşretmekte devam ediyor. Biz bu filmleri seyrederken yabancı insanlar ve vakalarla karşılaşıyor, onlardan aldığımız heyecanlarla sarsılarak ruhumuzun aç kalan bir köşesini doyuruyoruz. Film hayatı bizde de inkişaf etmiş bulunsa hiç şüphesiz yabancı eserleri teessür ve heyecanlarımız için bir yardımcı olarak beklemeyiz. Bundan altı yedi sene evvel Kemal B. tarafından çevirtilen bir kaç film halkta umulmadık bir alaka uyandırmış, müteşebbislerine de oldukça menfaat temin etmişti. Bu sene yeni bir müteşebbis grubu tarafından Ankara Postası ismiyle İstiklâl mücahedesine ait bir film çevrildi. Filmin rejisörü E. Muhsin Bey’dir. Filmdeki sanatkarların ekserisi Darülbedayie mensuptur. Paris’te çıkan Sinemond ismindeki filim mecmuası haziran nüshasında Ankara Postası‘ndan yukarda gördüğümüz sahneyi ve iktibas ettiğimiz diğer iki resmi neşretmiştir. Fransız mecmuası bu dört kişilik sahneyi aynen Sinemond’dan iktibas ediyoruz. Sinemond’dan şu satırları aynen alıyoruz:

“Ankara Postası – Bu en yeni Türk filminin yahut daha doğrusu tamamıyla Türkiye’de çevrilmiş olan ilk Türk filminin ismidir. Başlıca aktörler; oynayışları şayanı dikkat olan, Nevzat Bey (Behzat olacak) ve İsmet Hanım’dır. Uzun zamandan beridir ki Türkiye sinemacılık faaliyetini inkişaf ettirmektedir. Kemal Film’in yaptığı tecrübeler oldukça fakir bir teknikte idiler ve filmler ecnebi rekabetine karşı mücadele edecek kudrette değildiler. Bu defa İpekçi biraderler daha iyi teşkilat yapmışlardır. Vazıısahne Ertuğrul Muhsin aktör olarak Almanya’da film çevirmiş ve bu sanatta mümarse peyda etmiştir, malumatını Hollywood’da tamamlamış ve orada Amerikan tekniğini etkin etmiştir. Sinema bu memlekette münevver halk tarafından pek ziyade rağbet görmektedir ve ikiyüze yakın sinema salonu vardır.

İstanbul güzel, muhteşem sinemalara maliktir: Opera – Majik – Melek gibi sinemalar kibar seyircileri Amerikan filmleriyle cezbediyorlar. Opera Sineması’nın hakili gayretlerine rağmen Fransız filmi asla muvaffakiyet kazanmamıştır. Sinema amilleri için Türkiye müsait faaliyet sahası temin edilebilir. Türkiye’de film çevirmek Fransızların orada mevki edinebilmesi için en iyi vasıtadır.

Baştaki resimde görülen sanatkarlar: (Soldan sağa) Nafia Hanım, E. Muhsin, Behzat Baki, E. Behzat Beyler’dir.”

Not: 1 Ağustos 1929 tarihli “Türk Sinemacılığı, Yeni Bir Film: Ankara Postası” isimli bu yazı Uyanış Mecmuası’nda yayımlanmıştır. Yazının imlası günümüz Türkçesi’nin kullanımına göre düzeltilmiştir. Yapmış olabileceğim hatalar şahsıma aittir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s