Çağdaş Franız Şiirinden Örnekler: René Char

René Char, 1907’de Vaucluse’de doğdu. 1930’da, o çağın bütün öbür sanatçıları gibi sürrealizm akımına karıştı. İlk şiirlerini, “Le Marteau sana Maître”de (1934) topladı. Asıl şiirlerini Fransız İç Dirim Savaşı’nda verdi: “Seuls Demeurent” ve “Feuillets d’Hyponos”. Bu gün, René Char’ın sürrealistlerle bir ilgisi kalmamış gibidir, ama onu bütünüyle de bu akımın dışında düşünmek imkansızdır. Bugün Fransa’nın en büyük ozanlarıdan biri olarak tanınıyor. René Char’ın şiiri bağırmayan bir şiirdir. Toprağın yüzüne çıkmaktan korkar gibi bir hali vardır. Kimseye görünmemek için toprağın altını kendine ülke edinmiş sanırsınız. Ama bu sessiz su, derinleri, en çok oraları sevdiği için böyledir. Parıltısını ise nice gözüken sulardan daha parlak yayar. Tamamıyla kendine özgü bir söyleyişi, bir yapısı vardır şiirlerinin. Us düzenini, yeni bir us düzeni için kırmış gibidir.

JACQUEMARD İLE JULIA

Bir zamanlar, yeryüzündeki yolların, inişlerde, beraber oldukları vakitler, ot, seviyle saplarını doğrultur, yakardı ışıklarını. Gün ışığının atlıları doğarlardı sevilerinin bakışlarında, bir o kadar da pencere olurdu sevgililerin şatolarında ne kadar kopuk fırtına cirit oynarsa uçurumlarda.

Bir zamanlar ot, birbirlerine karşı olmayan binlerce söz bilirdi. Bir hayır duasıydı ot, gözyaşlarıyla yıkanmış gözlerin. Hayvanları büyülüyor, yanıltılara kucağını açıyordu. Genişliği, o çağın korkusunu yenen, acıyı daha bir küçülten gökle ölçülürdü.

Bir zamanlar ot, delilerle dost, cellatlara düşmandı. Sonsuzluğun eşliğinde gönenirdi. Bulduğu oyunların, gülümsedimiydi, kanatları olurdu. O yollarını kaybedip bir daha bulmak istemeyenleri hor tutmazdı.

Bir zamanlar ot, geceden aşağı kalmadığını, sular oraya buraya saparlarsa, bu karışıklığın kendilerinden gelmediğini bilirdi. Bir tohum sonra başını eğmesin, kendisini kuşun ağzında bulacağını anlardı. Bir zamanlar gökle yeryüzü birbirlerine karşıydılar ama gökle yeryüzü yaşarlardı.

Yayılıyor, durdurulur gibi değil kuraklık. Şafağın yabancısı insan. Daha düşünülmemiş yaşamaların peşinde, titreyen arzular, yükselen fısıltılar, buluşlar peşinde güçlü çocuklar var.

MATINAUX

(I)
Dur, dur daha geliyorum
Yarıp şu soğu geleyim
(II)
Yol, orda mısın?
(III)
Meyve görmez. Ağaçtır gören.

“FEUILLETS D’HYPNOS”

I.

“Seni seviyorum” diyor, yaşamaya başlattığı her şeye, rüzgâr. Seviyorum seni, yaşamımdasın.

II.

Karanlığımızda tek bir yer yok güzellik için. Yerler, güzellik için hep.

SARI ASMA KUŞU

Girdi şafak ülkesine sarı asma kuşu.
Dürdü türküsü geceyi. 
Bitti artık her şey. 

YAŞAMAK

Yurdumda, o ilkyazın muştularıyla kılıksız kuşlar yeğ tutulurlar uzak amaçlara.

Bir mum ışığında bekler şafağı gerçek. Pencerenin camı unutulmuştur. Neye yarar ki uyanıklık?

Heyecanlı bir adama soru sorulmaz benim yurdumda.

Kötü gölge düşmez devrik kayıklara. Günaydın diye bir şey bilinmez.

Artandır ancak ödünç alınan şey.

Çok mu çok yapraklıdır araçları benim yurdumun. İsterse meyve vermez ağaçlar.

İnan olmaz iyi niyetine yenenin.

Teşekkür edilir benim yurdumda.

İlhan Berk’in bu çevirisi Yeditepe Sanat Dergisi‘nin 1-15 Şubat 1960 tarihli 18. sayısında yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s