En Eski Budistlerin Sözleri

Accuna: “Benim için kurtuluş yolunu bulabilmek ne hârikadır! Denizlerden kurtulup selâmet sahiline çıkmak! Doğuşumda, korkunç dalgaların hevesinden kurtulunca, hakikatleri tanımayı öğrendim.”

Accuna, Suvathi’de doğmuş ve pek genç yaşında Cayna mezhebine sâlik olmuştu. Fakat onların talimleriyle de tatmin edilemeyince, bir gün Buddha’ya tesadüf etmiş ve hemen kendisine mürit olmuş, ve haykırarak kendisine yukarıdaki ki sözleri söylemişti.

Herannakani: “Günler, geceler geçip gidiyorlar. Hayat duruyor. Fanilere verilmiş mühlet bitiyor. Tıpkı dağların sellerindeki sular gibi. Fakat akılsız hâlâ kötü işler işlemekte devam ediyor ve amelinin semeresi olan o acı saatte vereceği korkunç fidyeyi idrâk edemiyor.”

Herannakani, Kasale Kralı’nın bendelerinden birinin oğludur. Babasının ölümüyle yerine geçmişti. Fakat budizm dinine geçtikten sonra yerini küçük kardeşine vermiş ve dünyayı terk etmiştir. Bu sözleri küçük kardeşine söylemişti.

Bhuta: “Gökte fırtına bulutları köslerini gümbürdettiği zaman yağmur selleri gökün yollarını tıkadığı zaman, ve bir dağ kovuğundaki rahip nefsini istiğraka vakfettiği zaman ondan daha yüksek bir hazza erişilmesine imkân yoktur. O münzevi çiçeklerle süslü dere kenarlarında ve farklı renkli yapraklarla taçlanan ormanlarda oturmuş haz içinde istiğraka dalmıştır. Bundan daha yüksek bir hazza erişilmesine imkân yoktur.”

Bhuta, Sâketa etrafından birinin oğludur. Buddha’nın bir vaazıyla irşat edilmiş ve bu andan itibaren dere kenarındaki mağarada münzevi bir hayat sürmeye başalamıştır. Bir gün akrabasının ziyaretine gittiği zaman onlar kendileriyle beraber oturması için yalvarmışlar ve fakat bunu reddederek yukarıdaki şiiriyle inzivaya olan aşkını terennüm etmiştir.

Ekavihariya: “Gözlerim önümde ve arkamda artık hiç kimseyi görmediği zaman ormanda kalmak hoştur. Buddha’nın methettiği ormanda inzivaya çekilmek istiyorum. Yalnız başına, tekâmülü isteyen rahip için ancak orada huzur vardır. Yapayalnız, gayemden emin, nefis mücahedesine giren zahidler için tatlılıklarla dolu olan, kızgın fillerin ikâmetgâhı olan güzel ormana acele girmek istiyorum. Geniş çiçekli Sitâ ormanında serin bir dağ mağarasında vücudumu yıkamak ve yalnız başıma yürümek istiyorum. Geniş ormanda, yapayalnız, hiçbir yoldaşım olmadan yürümek…”

Ekavihariya, Aska kralının küçük kardeşi olan bir prenstir. Bir gün ava çıktığı sırada ağaç altında oturan bir Buddha rahibini görünce o kadar fazla tesir altında kalmış ki derhâl bir ormana çekilerek dünyayı terketmek hevesine kapılmış ve yukarıdaki şiiri kardeşi olan krala söylemişti. Bundan sonra hayatını bir ormanda tefekkürle geçirmiştir.

Sangha: “Evimi bıraktım; çünkü dünyamı bırakmıştım. Çocuklarımı ve etrafımda bütün sevdiğim şeyleri bıraktım. Arzuyu bıraktım; fena temennilerim de beraber gitti. Bilgisizliği kendimden uzaklara attım. İştihalar ve iştihaların kaynakları zaptımdadır. Şimdi sükûnet buldum. Şimdi Niruna’nın huzurunu tanıyorum.”

Sangha’nın eski bir budist rahibe olduğu biliniyor.

Çeviren: Asaf Hâlet Çelebi

Bu yazı Yeni Adam mecmuasının 334. sayısında yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s