LEONIS, İstanbul 1914–1922

Leonis, yirminci yüzyılın çocuğunun, o yüzyılın krizleriyle büyüyüşünün hikayesidir. Theotokas, Leonis üzerinden Birinci Dünya Savaşı’nın insanların kaderini değiştirişini büyümekte olan bir çocuğun diliyle, milli ötekilerimizden biri olan bir Yunan karakterin gözünden anlatmaktadır. Yaklaşan İkinci Dünya Savaşı, yazara Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul’da yaşadığı çocukluk günlerini hatırlatmış. Anıları yok olmadan Birinci Dünya Savaşı’nın onun için nasıl bir felaketle sonuçlandığı Leonis karakteri üzerinden anlatmaya karar vermiştir. Bu yüzden kitabın önsözünde de belirtildiği gibi Leonis, aslında yazarın hayat hikayesinin yeniden kurgulanışı denebilir. Theotokas, bu anılar silinip bulanıklaşmadan ya da tamamıyla yok olmadan önce Yunanistan’ın hikayesiyle paralellikler kurulabilecek öz yaşam öyküsünü anlatmak istemiştir. Çeşitli dillere çevrilen ve daha geniş bir kamuoyunun beğenisini kazanan Leonis, ne tam anlamıyla bir roman, ne de otobiyografik bir anlatıdır. Anlatı kitabın bir bölümünde günlük formuna bile bürünmektedir. Günlük formunda yazılanlar Theotokas’ın gerçek günlüklerinden bir kesit midir, yoksa tamamen kurgu mudur, bilinmez. Yazar, kahraman anlatıcı bakış açısıyla anlattığı hikâyeyle daha yakın bir ilişki kurmamız için Leonis’in tüm mahremiyetini önümüze sermek istemiş de olabilir. Her ne olursa olsun, Leonis gerçekçi ve satirik anlatımı nedeniyle Bildungsroman olarak tanımlanabilir. Bu Almanca tanım sıkı örülmüş kurguya sahip ve kısa büyüme romanlarına yakıştırılan bir tanımdır. 1930’ların Yunan Edebiyatı’nda sıkça görülen ve beğenilen bu romanlar, genellikle bir itiraf romanı özelliği taşımakta, yazarların kendi öz yaşam öykülerine sırtını dayanmış bir kurguya sahip olmaktadır. Theotokas da bunu şöyle ifade etmektedir: “Bu kitaba biraz uzaktan bakarak onun küçük bir itiraf romanı olduğunu söyleyebilirim. Tıpkı romantik dönemlerin insanlarının sevdiği türden bir kitap. Yani temsili bir yanı bulunan ve bazı ruhsal durumlar konusunda itiraflarda bulunan bir kitap” (s. 251).

Theotokas’ın kurduğu çocukluk anlatısındaki en ilginç mekân, romanın merkezine yerleştiği Taksim Bahçesi’dir. Bu bahçe Leonis’in dünyasının da merkezidir. Zihninde yeni yeni oluşmaya başlayan vatan kavramı da bu bahçenin altında yatmaktadır. Büyüklerin dünyasına ait her şey Taksim Bahçesi’ndeki çocukların dünyasında, oyunlarında yankılanır. Bu yüzden anlatıda, kendi cemaatleri içine kapanmış cemaatler görünmektedir. Romanda Müslümanlar ve Türkler kendine yer bulamaz. Romanda ismi ile anılan tek Türk Taksim Bahçesi’nde orkestrayı yöneten İhsan Bey’dir. Atıf İhsan Bey’in bu özelliği ile sınırlıdır, onu bize tanıtmaz ya da anlatmaz. Yazar romanı boyunca Türkleri görmediği gibi Osmanlı’yı simgeleyen anıtlardan veya şahıslardan ender bahseder. Onun yerine bir zamanlar yoldan bütün ihtişamları ile geçen Bizans İmparatorlarını anımsar: “Eski zamanlarda bu yollardan bizim İmparatorlarımız geçiyordu. Şimdi ise önüne gelen geçebiliyor” (s.83). Hatta zaman zaman Bizans üzerinden başka milletten ve mezhepten çocuklarla tartışır. Çocukluğuna, kurduğu dostluklara, kadınları keşfedişine ve ilk aşkına dair anlatılar sürerken Leonis ve İstanbullular savaşın sonucunu Taksim’de bir evin çatısına dikilen bayraktan öğrenirler. Bu bayrak İngiliz bayrağıdır. Savaşın bittiği, Ateşkes’in yapıldığı haberi ile birlikte Pera’da büyük bir sevinç yaşandığını, yolların, binaların Yunan bayrakları ile donatıldığını okuruz. Osmanlı’nın hiçbir zaman tam anlamıyla sahibi olamadığı Galata’da, hissedilen ve yaşanılan, Anadolu’dan farklıdır. Yaşanan olay o kadar büyüktür ki şehirde yaşayan Yunanlar tarafından Paskalya’da kullanılan “İsa Dirildi!” sözleriyle İstanbul’un itilaf kuvvetleri tarafından işgal edilecek oluşu bir bayrammış gibi kutlanır. Bu kutlamalar ve Milli Mücadele süreci hayali cemaatlerin oluşumu açısından incelenebilir ve ele alınabilir olduğundan önemlidir. Leonis, bu açıdan, Osmanlı’nın son döneminde Rum toplumunun Osmanlı’ya olan aidiyetini kaybettiğinin kanıtlarından biri olarak da görülebilir. Belki de çok daha önceden zayıflamış olan aidiyet tamamen kaybedilmiştir. Aidiyet kaybı Leonis’in hayat hikâyesindeki başka ufak detaylarda da görülmektedir. “İki taneyim, ‘ben’den iki tane var ve bunlardan hangisinin daha gerçek olduğunu bilmiyorum” (s.246) diyen Leonis, bir kimlik çatışmasını sunarken çocukluğunun erken dönemlerindeki anılarında babasının bugün hâlâ Yunan milliyetçileri tarafından okunan bir milli marşı söylemekten çekinmediğinden bahseder. Bunun yanı sıra Osmanlı için bir anayasa hazırlayan ve idam ettirilen Velestinli Rigas’ın Rumlar için bir milli figüre dönüştüğü de kitapta görülmektedir. Ayrıca Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra gayr-i müslimler için de zorunlu hâle getirilen Türkçe derslerinden duyulan rahatsızlık da kitapta dile getirilmektedir. Roman böylece sadece bir çocuğun hayat hikayesi değil aynı zamanda bir milletin hikayesi de olmaktadır. Kısa bir süre sonra Anadolu’da yeni bir savaş patlak verir ve bu rövanştaki yenilgi herkesin bir Antik Yunan Tanrısına benzettiği, Leonis’in zaman zaman kıskandığı Pavlos Proios’un ölüm haberi ile gelir. Bu onun bir dostu, kimliğini onda aradığı bir idolü, belki de derin ve mahrem duygular beslediği bir insanı kaybedişidir.

Beyoğlu caddesinden geçen İngiliz müfrezesine ait fotoğraf.

Kimlik ve millet inşasının birleştiği ortak bir kimlik olarak karşımıza çıkan Pavlos’un ölümüyle her şeyin çehresi değişir. Zira Pavlos aynı zamanda Leonis’in hayranlık durduğu bir duruşu da sergilemektedir: “Bildiğim, iyiden iyiye anladığım tek şey şu ki yaşadığımız yüzyıl bizimle başlıyor, bu yüzyıl şuan yaşanan veya henüz başlayan bir sürü mücadele ve bir o kadar büyük olayla dolu. Yapmaya değer tek şey, bu olayların içine girmek, yapabildiğin kadarıyla olsun olayların bir parçası olabilmek” (s.194). Leonis, Pavlos’ta onu kendi iç alemine götürecek kahramanını görmüştür. Bu olaydan sonra Leonis’i Atina’da bir göçmen olarak buluruz. Atina’da her şey hüzünlüdür. Hatta Akropolis’in sütunları bile hayal ettiği gibi beyaz değildir. Aslında olsa da bir şey fark etmeyecektir çünkü Leonis acı içindedir, artık resim yapamıyordur. Bu teatral anlatım, yazarın eserini güçlendiren en önemli yan denebilir. Atina’ya geldikten sonra Theotokas kendiyle, kendi nesliyle ve içinde bulduğu yüzyılın zihniyetiyle yüzleşir: “Hem hülyalara kapılmış gibiyiz hem de bilinçle doluyuz, hem romantiğiz hem de bilim ve hakikatle donanmışız, tanrısız bir dinin takipçileri gibiyiz, dün yaşamış, yarın yaşayacak, hatta ne dün yaşamış ne de gelecekte yaşam bulabilecek olan pek çok şeye aşığız” (s.248). Bu yüzleşme Leonis için önem arz eder. Bu önemi şöyle anlatır: “…eğer yüzyılımızı ruhlarımızın derinliklerine mühürlemezsek nasıl olur da gerçek oluruz? Ve eğer kendi kendimizi yalanlamaya cüret edemiyorsak, samimi olmayı nasıl başarırız?” (s.248). Bu yüzden Leonis ortak bir acının, kaybın ve uyumsuzluğun anlatısıdır. Theotokas hikayesini anlattıkça tarihin karşısında kaderini kabullenen bir kul gibi küçülür: “Tarih hayali bir şey, devasa bir minüet gibiydi” (s.134).

Theotokas’ın gördüğü İstanbul, kendisi/karakteri için seçtiği kimlikle yakından ilişkilidir. Yazarın kahramanı için seçtiği kimlik bize anlatılan İstanbul’un da kimliğini belirler. Leonis’in İstanbul’u Leonis’in dünyasından ibarettir. Theotokas, bir zamanladığı yaşadığı ve sonsuza dek kaybetmiş olduğu şehri, retrospektif bir bakışla yeniden yaratmak zorunda kalmıştır. Bir zamanlar yaşadığı şehir, halet-i ruhiyesine ve anlattığı olayların duygu yoğunluğuna göre şekillenmiştir. Bu anılar ve anılarda anlatılan insanlar, yazara göre tıpkı mitolojideki Argo Gemicileri (Argonautlar) gibi Altın Post’un peşinden gitmiş, ama sonunda yalnızca mutsuz olmuşlardır (s. 9).

Kaynak olarak kullanılan kitap: Leonis: Bir Dünyanın Merkezindeki Şehir, İstanbul 1914–1922, Yorgos Theotokas, İstos Yayın, İkinci Baskı, 2013.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s